“Avrupa Birliği (AB) birlik, dayanışma ve ortak refah vizyonu üzerine inşa edilmiştir. Bugün Avrupa hızlanan jeopolitik, ekonomik ve teknolojik dönüşümlerle karşı karşıya. AB’nin gelecekteki rekabet gücü, güvenliği, dayanıklılığı ve küresel etkisi daha iddialı, ileriye dönük ve kapsayıcı bir entegrasyon modelini hayata geçirebilmesine bağlı olacak.
Birlik, güvenlik, demokrasi ve refah üretebilen kapsamlı ve tutarlı bir Avrupa projesi Türkiye ile derin ve stratejik bir entegrasyonu gerektiriyor. AB aday ülkesi, Gümrük Birliği ortağı ve NATO müttefiki olarak Türkiye halihazırda AB’nin sanayi, ekonomi ve güvenlik mimarisinin ayrılmaz parçasıdır. AB ve Türkiye ekonomisi arasındaki son derece iç içe geçmiş değer zincirleri ve yakından bağlantılı üretim ve yatırım ekosistemleri, bu derin yapısal entegrasyon üzerine kurulmuştur. Mevcut jeopolitik ortamda AB–Türkiye ilişkileri parçalı ve işlevsel bir yaklaşımın ötesine geçmelidir. Uzun vadeli uyuma dayanan ve üyelik perspektifini koruyan tutarlı ve stratejik bir çerçeve yeniden tesis edilmelidir.
AB’nin küresel ölçekte etkin bir aktör olabilmesi, hem siyasi ve ekonomik bütünlüğünü hem de yakın çevresiyle kurduğu stratejik entegrasyon kapasitesini birlikte güçlendirmesine bağlıdır.
AB–Türkiye ilişkilerinin geniş ölçüde kabul gören stratejik öneminin, AB gündeminin tüm alanlarına yayılan somut adımlara dönüşmesi için açık bir siyasi iradeye ihtiyaç vardır. Bu da giderek jeopolitik rekabetin yoğunlaştığı küresel ortamda AB söylem ve politikalarının AB’nin bütünlüğünü ve güvenilirliğini güçlendirecek şekilde, kapsayıcılık ve entegrasyon temelinde şekillenmesini gerektiriyor.
BU HABERE SORUN